command-dont-demand-respect-full

Kurumlar Vergisi Beyanname Düzenleme Notları – Recep Bıyık

۱ Nisan itibariyle başlayacak olan kurumlar vergisi beyan dönemi, 25 Nisan akşamı sona erecek. Beyan dönemi başlarken, beyannamenin hazırlanmasında dikkat edilecek bazı konuları tekrar hatırlatmakta yarar var. Beyanname düzenlerken dikkat edilmesi gereken pratik ve özellikle şekli bazı konularla başlayalım, sonraki makalelerde başka konularla devam edelim.

Beyannamenin süresinde verilmesi

Beyanname yasal süresi içinde verilmelidir. Beyannamenin yasal süresinde verilmemesinin usulsüzlük cezası yanında başka sonuçları da olabilir. Beyannamenin zamanında verilmemesi örneğin;

– Geçtiğimiz günlerde yasalaşan, vergiye uyumlu mükelleflere getirilen %5 vergi indirimi avantajını iki yıl için,

– Zararlı bir şirketin başka bir kuruma devredilmesi durumunda, devralan kurumun devralınan zararı mahsup etmesi olanağını,
ortadan kaldırabilir.

Beyannamelerin süresinde verilmemesi bu çerçevede şirketinizin değerini ciddi ölçüde düşürebilir veya önemli avantajlardan yararlanmayı engelleyebilir.

Beyannamenin tam olarak doldurulması

Beyannamede yer alan doldurulması gereken bütün alanlar mutlaka doldurulmalıdır. Özellikle istisnalara ve zararlara ilişkin satırların doldurulması önemlidir.

Kazanç olmasına rağmen istisnalardan yararlanılmaması, bu hakkı geri getirilemez şekilde yok etmektedir. Bu çerçevede örneğin, kazanç olmasına rağmen, herhangi bir nedenle yatırım indirimi hakkının kullanılmaması, bu hakkı ortadan kaldırmaktadır. Kullanılmayan bu hakkın ne beyanname sonradan düzeltilerek ne de sonraki yıllarda kullanımı olanaklı değildir.

Zarar mahsubunda şekli şartlara dikkat

Geçmiş yıl zararlarının mahsubu, beş yıllık süre sınırlaması yanında;

– Mahsubun yapılacağı beyannamede her yılın zarar tutarının ayrı ayrı gösterilmiş olması,

– Mahsup edilecek geçmiş yıl zararının ilgili olduğu dönemin beyannamesinde yer alması,şartlarına bağlıdır.

Bu şekli koşullar nedeniyle;

– Zararlı yıllarda zarar tutarının ilgili satırlarda mutlaka yer almasında,

– Zarar mahsubu yapılmayan yıllara ait beyannamelerde de geçmiş yıllar zararlarının ayrı ayrı gösterilmesinde,
yarar vardır.

Ayrıca, kazanç varsa zarar mahsup hakkı mutlaka kullanılmalıdır. Gelir İdaresi, mahsup hakkı kullanılmamışsa bu haktan vazgeçildiği ve mahsup edilmeyen zararın bir daha mahsup olanağının olmadığı görüşündedir. Her ne kadar tersi yönde verilmiş yargı kararları varsa da, gereksiz risk almamak için bu konuya dikkat edilmelidir.

Taşınmaz ve iştirak hissesi satanlarda kazanç fona alınmalıdır

Kanun’da yer alan şartlar çerçevesinde, taşınmaz ve iştirak hissesi satışından elde edilen kazançların % 75’i kurumlar vergisinden müstesnadır.

Yasa gereği, satıştan elde edilen kazancın istisnadan yararlanan kısmının, pasifte özel bir fon hesabına alınması gerekmektedir.

Fon hesabına alınma işleminin, beyannamesinin verildiği tarihe kadar yapılması gerektiği unutulmamalıdır.

Yurtdışı inşaat işlerinden sağlanan kazançlar için kayıt

Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak Türkiye’de genel sonuç hesaplarına aktarılan kazançlar kurumlar vergisinden istisnadır. İstisnadan yararlanmak için, yurt dışında yapılan kapsamdaki işlerden sağlanan kazançların Türkiye’ye getirilmesi zorunluluğu yoktur. Ancak kazancın Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilmesi unutulmamalıdır.

Yenileme fonuyla ilgili üç konuya dikkat

Sabit kıymetlerin satışından elde edilen kâr, istenirse yeni sabit kıymet alımında kullanılmak üzere, üç yıl süreyle bir karşılık hesabında bekletilebiliyor. Bunun için sabit kıymetin yenilenmesinin zorunlu olması veya işletmeyi yönetenlerce bu konuda karar verilmiş olması gerekiyor.

۲۰۱۶’da sabit kıymet satıp oluşan kârı yenileme fonuna koyacak kurumların iki işlemi yapmaları gerekiyor. Birincisi, yöneticilerin karar vermesi. Bunun için belirlenmiş bir süre sınırı yok. Satıştan önce karar verilebileceği gibi, beyannameyi verme süresinin sonuna kadar da böyle bir karar alınabilir. İkincisi satıştan doğan kârın yenileme fonuna alınması. Bu da beyanname verme süresi içinde yapılabilir.

Dikkat çekmek istediğim bir başka konu, yenileme fonuna alınmış kârın üç yıl içinde kullanılmamış olması durumunda, üçüncü yılın vergi matrahına eklenmesi gerektiği. Üç yıl önce ayrılmış yenileme fonu olan ve bu fonu kullanmayan işletmelerin, söz konusu kârı vergi matrahına eklemeyi unutmamaları gerekiyor.

Unutmayın, kurumlar vergisi beyannamesinin zamanında verilmemesi veya doldurulmasında yapılabilecek basit hatalar, telafi edilemeyecek sorunlara, risklere veya hak kayıplarına neden olabilir.

۳۱ Mart 2017 tarihli DÜNYA’da yer alan makalede, kurumlar vergisi beyannamesinin hazırlanmasında dikkat edilecek konuları yazmaya başlamıştım. Bugünün konuları yaygın olarak kullanılan bazı kurumlar vergisi istisnaları.

Taşınmaz ve iştirak satış kazançları

Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre, taşınmaz ve iştirak hissesi satışından elde edilen kazançların %75’i, belli koşullarla kurumlar vergisinden müstesnadır.

İstisna uygulamasında dikkat edilecek önemli bazı konuları hatırlatalım:

• Satılan kıymetlerin en az iki tam yıl (730 gün) süreyle aktifte yer alması gerekir.

• Devir veya bölünme yoluyla devralınan kıymetlerin iktisap tarihi olarak, devir alınan veya bölünen kurumdaki iktisap tarihi esas alınır.

• İstisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır.

• Satıştan elde edilen kazancın istisnadan yararlanan kısmının, pasifte özel bir fon hesabına alınması ve satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar fon hesabında tutulması gerekir.

• Fon hesabına alınma işleminin, kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihe kadar yapılması gerekir.

Serbest bölgelerde elde edilen kazançlar

Serbest Bölgeler Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre;

• ۰۶٫۰۲٫۲۰۰۴ tarihi itibariyle faaliyet ruhsatı almış olanların, bölgede gerçekleştirdikleri faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazançları, bu tarih itibariyle faaliyet ruhsatlarında belirtilen sürenin sonuna kadar,

• Bölgede üretim yapanların ürettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları, faaliyet ruhsatlarının tarihine bakılmaksızın, kurumlar vergisinden müstesnadır.

۲۴ Şubat 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6772 sayılı Kanun’la Serbest Bölgeler Kanunu’nda yapılan değişiklikle, serbest bölgelerde bakım, onarım, montaj, de montaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme ve depolama hizmetleriyle uğraşanların, bu faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar da gelir ve kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur. Bu değişiklik Kanun’un yayımı tarihinde yürürlüğe girdiğinden, 2016 yılı kazançları için uygulanamayacaktır.

Serbest bölge faaliyetlerinden doğan alacaklara ilişkin kur/vade farkı gelirleri istisna kapsamındadır. Bölge faaliyetlerinden elde edilen hâsılatın, bu faaliyetler için yapılacak ödemelerde kullanılıncaya kadar geçici olarak değerlendirilmesi sonucu elde edilen faiz ve repo gelirleri için de istisnadan yararlanılabilir.

Bunun dışında, serbest bölgelerde elde edilmiş olsa dahi faiz, repo ve benzeri faaliyet dışı gelirler istisna kapsamında değerlendirilmemektedir.

Teknoloji geliştirme bölgelerinde elde edilen kazançlar

Teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren kurumların, bölgedeki yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar kurumlar vergisinden müstesnadır.

İstisna uygulamasında şu konulara dikkat edilmelidir:

• Bölge dışındaki faaliyetlerden elde edilen kazançlar, yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilmiş olsa dahi istisna kapsamında değildir.

• Bölgede üretilen ürünlerin seri üretime tabi tutarak pazarlanması halinde, ürünlerin pazarlanmasından elde edilen kazançların lisans, patent gibi gayri maddi haklara isabet eden kısmı istisna kapsamındadır.

• Faaliyet zararla sonuçlanırsa, zarar tutarı diğer faaliyetlere ilişkin kazançlardan indirilemez.

• Bölgede faaliyet gösteren kurumlara TÜBİTAK tarafından sağlanan karşılıksız destekler kazanca ve istisna tutarına dahil edilir.

• İstisna kapsamına giren ve girmeyen faaliyetlerin birlikte yapılması halinde; müşterek genel giderler, her bir faaliyetin maliyet tutarları, müştereken kullanılan kıymetlerin amortismanları ise bunların her bir işte kullanıldıkları gün sayısı dikkate alınarak dağıtılır.

Sosyal sorumluluk projelerine kaynak ayıran şirket sayısı her geçen gün artıyor. Bu sorumluluklarını şirketler farklı şekillerde yerine getirmeye çalışıyor. Bazıları kurdukları dernek ve vakıflar aracılığıyla topluma katkı yapmaya çalışırken, bazıları yaptıkları bağışlarla eğitime, sağlığa, kültüre, sanatsal faaliyetlere destek olmaya çalışıyor.

En son yayınlanan 2013 yılı verilerine göre 5 bine yakın kurum 1,1 milyar liradan fazla bağışı kurumlar vergisi matrahından indirmiş. Zarar ettiği için veya indirim ve istisnalar nedeniyle yaptığı bağışı matrahtan indirmeyenlerle ilgili bağışlar bu tutara dahil değil.

Kurumlar beyannamesinde bağışlarla ilgili çok sayıda satır var doldurulması gereken. Yaptığı bağışı kurum kazancından indireceklerin öncelikle toplam bağış tutarını matraha eklemeleri, sonra da indirebilecekleri kadar tutarı, bağışın nereye yapıldığına bağlı olarak ilgili satırlara yazmaları gerekiyor. Buna ilişkin de beyannamede altı ayrı satır var. Bağış tutarının doğru satıra yazılması da sonuçları itibariyle önemli. Geniş bir kesimi ilgilendiren bağış ve yardımların vergi matrahından indirimi bu günün konusu. Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre, sporla ilgili sponsorluk harcamaları ile diğer bazı bağış ve yardımlar, belli sınırlamalar ve şartlar çerçevesinde kurum kazancından indirilebiliyor.

Bunun yanında birçok başka kanunda da, bazı kurum ve kuruluşlara yapılan bağış ve yardımların kurum kazancından indirimine ilişkin düzenleme var.

Bağış ve yardımların kurum kazancından indiriminde dikkat edilecek konulara ilişkin özet bilgiler aşağıda. Hangi bağışların ne ölçüde kurum kazancının tespitinde dikkate alınabileceğine ilişkin bilgiler ise özet tabloda.

– Tabloda görüldüğü üzere bazı bağışlar sınırsız olarak indirilebilirken, bazı bağışlar kurum kazancının belli bir oranı sınırında dikkate alınabiliyor. Örneğin kamu kurumlarına yapılan bağışlar, kurum kazancının %5’ini geçmemek koşuluyla indirilebiliyor.

– Kurum kazancının belli bir yüzdesiyle sınırlı olan bağışlarda hesaplamaya esas olacak kurum kazancı, ۱ seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’ne göre, [Ticari Bilanço Karı – (İştirak Kazançları + Geçmiş Yıl Zararları)] formülüyle hesaplanıyor.  Formülde kanunen kabul edilmeyen giderlere yer verilmemiş. Gelir İdaresi’nin, indirilecek bağış ve yardımların bazının belirlenmesinde esas alınan kurum kazancının tespitinde kanunen kabul edilmeyen giderlerin kurum kazancına eklenmeyeceği görüşünde olduğu anlaşılıyor. Bu görüş kurum kazancından indirilebilecek bağış ve yardımları kısıtlıyor. Hukuken de doğru gelmiyor bana.

– Kurum kazancının belli bir oranı ile sınırlandırılmayan bağış ve yardımların indiriminde de bir sınır var. Bu sınır bağış ve yardımın yapıldığı yılın kurum kazancı. Bu tutarı geçen bağış ve yardımlar sonraki yıllara devretmiyor.

– Kamu kurum ve kuruluşlarına bağışlanan okul, sağlık tesisi, öğrenci yurdu, çocuk yuvası, yetiştirme yurdu ve huzurevi inşası dolaysıyla yapılan harcamaların indirim zamanı Kanun’da açıkça düzenlenmemiş. Maliye Bakanlığı, hukuken bağışın yapıldığı, bağışa konu değerin mülkiyetinin bağış yapılan kurum veya kuruluşa geçtiği tarihi esas alıyor. Bu çerçevede geçmişte İdare;

Tesislerin kamu kurum ve kuruluşlarına ait arsa üzerine inşa ettirilmesi halinde, inşaat için yapılan harcamaların, harcamanın yapıldığı yılın kazancından,

Tesislerin mükellefin kendi arsası üzerine inşa edilmesi halinde ise, bu tesislerin inşası için yapılan harcamaların, tesisin tamamlanarak bağışlandığı yılın kazancından, indirilmesi gerektiği yönünde görüşler vermiş.

پاسخ دهید

نشانی ایمیل شما منتشر نخواهد شد.

نام پیوند *
ایمیل *
وبلاگ